27. Dönem İstanbul Milletvekili Av. Turan Aydoğan: “Anlaşmanın içeriğinin Parlamento’ya gelmesi lazım”

27. Dönem İstanbul Milletvekili Av. Turan Aydoğan, Bolu Abant’taki CHP değerlendirme toplantısında CUMHA Cumhur Haber Ajansı Genel Koordinatörü Hüseyin Bekar’ın sorularını yanıtladı. Kampın siyasi atmosferinden anayasa tartışmalarına, bölgesel güvenlik ve “Mekke Anlaşması”ndan fon piyasalarındaki gelişmelere, ekonomik sorunlardan Türkiye’nin orta vadeli bölgesel hedeflerine kadar geniş bir değerlendirme yapan Aydoğan, uluslararası anlaşmalarda Türkiye’nin üstleneceği yükümlülüklerin Parlamento tarafından bilinmesi gerektiğini vurguladı.

Eyl 26, 2026 - 17:38
 0  0
27. Dönem İstanbul Milletvekili Av. Turan Aydoğan: “Anlaşmanın içeriğinin Parlamento’ya gelmesi lazım”

27. Dönem İstanbul Milletvekili Av. Turan Aydoğan, Bolu Abant’ta gerçekleştirilen CHP değerlendirme toplantısında 

CUMHA Cumhur Haber Ajansı Genel Koordinatörü Hüseyin Bekar’a kapsamlı açıklamalarda bulundu. Aydoğan; toplantıdaki atmosferi, CHP’nin yeni dönem hedeflerini, anayasa değişikliği tartışmalarını, bölgesel güvenlik politikalarını, “Mekke Anlaşması” olarak ifade edilen dış politika başlığını, fon piyasalarındaki gelişmeleri ve ekonomik sorunları değerlendirdi.

“Dünden beri güzel bir hava var burada”

Abant kampındaki atmosferi değerlendiren Aydoğan, parti kadrolarında yeni döneme yönelik güçlü bir motivasyon gördüğünü söyledi.

Aydoğan, “Dünden beri güzel bir hava var burada. Hep birlikte soluyoruz o havayı.” dedi.

Süleyman Demirel’e atıf yaparak siyasette zor görevlerin önemini anlatan Aydoğan, “Rahmetli Süleyman Demirel’in bir sözü vardı. Çok zor bir işi yapmayı isteyen birisine ‘Kolay olsa ben yaparım’ demişti. Zor işi herkes yapamaz. Ama Cumhuriyet Halk Partisi’nin burada gördüğünüz kadroları o zor işleri yapacak kadrolardır.” ifadelerini kullandı.

Aydoğan, parti kadrolarının uzun siyasi süreçlerden geçerek bugünkü noktaya geldiğini belirterek, “Elene elene, süzüle süzüle gelmiş olan kadrolardır. Bizim açımızdan zor yok, imkânsız da yok. Motive olduğumuz zaman yapmayacağımız hiçbir şey de yok.” dedi.

“Türkiye’nin geleceği CHP olmadan kurgulanabilecek bir gelecek değildir”

CHP’nin yalnızca kendi siyasi geleceğini değil, Türkiye’nin geleceğini de düşünmek zorunda olduğunu savunan Aydoğan, “Cumhuriyet Halk Partisi sadece kendi geleceğini değil, Türkiye’nin geleceğini kurgulayacak olan partidir. Türkiye’nin geleceği Cumhuriyet Halk Partisi olmadan kurgulanabilecek bir gelecek değildir.” ifadelerini kullandı.

Aydoğan, “Türkiye’nin genetik kodlarında Cumhuriyet Halk Partisi’nin renkleri yatar. O yüzden o sorumluluğumuzun farkındayız.” dedi.

Dünyanın ve bölgenin bir geçiş döneminden geçtiğini belirten Aydoğan, “Geçiş döneminde olan bir dünyada ve bölgede o sorumluluğun gereği olarak tavırları ortaya koymamız lazım.” diye konuştu.

“Ekonomiden siyasi ahlak yasasına kadar her şey konuşuluyor”

Abant’taki kapalı oturumların kapsamına ilişkin bilgi veren Aydoğan, toplantıda ekonomik sorunların yanı sıra siyasi ahlak ve dış politika konularının da değerlendirildiğini söyledi.

Aydoğan, “İçerideki tartışmalarda, sohbette ve konu edilen işlerin içerisinde ekonomiden tutun Siyasi Ahlak Yasası’na ve dış politik konulara kadar her şeyin konuşulduğu bir toplantı yapıyoruz.” dedi.

Parti içindeki havayı “yeniden yapılanma” heyecanıyla tarif eden Aydoğan, “Arkadaşlarımızda şöyle bir hava var; yeniden bir parti tarifler gibi bir heyecanla çalışıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Aydoğan, siyasetin bir dönüşüm döneminden geçtiği görüşünü dile getirerek, “Siyaset bir kırılma anında şu anda. Bir dönem, bir diyalektik süreç doldu. Yirmi beş, otuz yıllık bir süreç. Yeni sürecin kurgusunu yapacak kadrolara ve anlayışa ihtiyaç var. O biziz.” dedi.

Anayasa tartışmalarını değerlendirdi

CUMHA Genel Koordinatörü Hüseyin Bekar’ın anayasa değişikliği tartışmalarına ilişkin sorusunu yanıtlayan Aydoğan, mevcut Parlamento döneminde kapsamlı bir anayasa değişikliği beklemediğini söyledi.

Aydoğan, “Bir anayasa değişikliğinin bu Parlamentonun ömrü içerisinde gündeme geleceğini düşünmüyorum, açık söyleyeyim.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı çevresinden yapılan açıklamaları da değerlendiren Aydoğan, “Benim gördüğüm kadarıyla bu Parlamento yasal bazı düzenlemeler yapacak ama anayasa değişikliği ihtimaldir ki sonraki yasama tablosunun içerisinde düşünülür ya da tartışılır.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanının yeniden adaylığı konusundaki anayasal tartışmaya da değinen Aydoğan, “Cumhurbaşkanının üçüncü kez seçilmesinin yolu Anayasa’da belli. İki kez yapılan seçimden sonra Parlamentonun seçimlerin yenilenmesi kararı alması halinde Cumhurbaşkanının üçüncü kez aday olma şansı var.” değerlendirmesinde bulundu.

Bu konuda nihai iradenin TBMM’ye ait olduğunu belirten Aydoğan, “Benim Parlamentonun yerine geçerek bunu ifade etmem yakışıksız olur. Parlamento iradesi olan konularla alakalı varsayımsal olarak konuşmak doğru değildir.” dedi.

“Parlamento karar alırsa yarışırsınız”

Olası bir seçim yenileme kararının demokratik siyasi rekabet içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Aydoğan, “Parlamento böyle bir karar alırsa ‘Niye aldı?’ demenin de bir anlamı yok. Yarışırsınız. Doğru isimlerle yarışırsınız. Bu başka bir şeydir.” ifadelerini kullandı.

Aydoğan, anayasa değişikliği ve seçim tartışmalarından bağımsız olarak siyasi partilerin toplumun önüne güçlü kadrolar ve politikalarla çıkması gerektiğini kaydetti.

Çözüm süreci tartışmalarına ilişkin değerlendirme

Türkiye’de yeniden gündeme gelen çözüm tartışmalarına ilişkin de konuşan Aydoğan, güvenlik bürokrasisinin yapacağı tespitlerin süreç açısından önemli olduğunu söyledi.

Aydoğan, “Milli Güvenlik Kurulu ve Türk güvenlik bürokrasisi örgütün kendini feshettiğini, finansmanını feshettiğini, silahları bıraktığını, işlevsiz hale geldiğini dört dörtlük tespit eder hale gelirse Türkiye’de buna ilişkin rıza konusu farklı yere varır.” dedi.

Sürecin toplumsal mutabakat içerisinde ilerlemesi temennisinde bulunan Aydoğan, “Umarım ve dilerim ki sorunsuz geçilir bu süreç ve Türkiye ayağındaki bağları çözer. Özellikle ekonomik hayatına ilişkin bağ olan bu bağları, ticarete, enerjiye, enerji yollarına bağ olan bu bağları çözebilir.” ifadelerini kullandı.

Aydoğan, “Başarısız olsun istemem açıkçası. Ama başarırken de hiç kimsenin rencide olmayacağı, tüm toplumun bir şekilde ikna olacağı bir süreç olur inşallah.” dedi.

CHP’nin yaklaşımını da kendi değerlendirmesiyle aktaran Aydoğan, “Cumhuriyet Halk Partisi bu konuda duruşunu ortaya koydu. Üniter devlet ve terörün sonlanması ön koşuluyla çözüm istediğini deklare etti. Buna karşı olan da yandaş olan da birbirine saygı duyması gereken çevrelerdir. Saygı duymayı becererek bir yol yürüyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

“Fon meselesinin peşini bırakmayacağız”

Fon ve sermaye piyasalarında yaşanan gelişmeleri de değerlendiren Aydoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açılış konuşmasında ilgili kurumlara işaret ettiğini hatırlattı.

Aydoğan, “Fon meselesiyle ilgili Genel Başkanımızın söylediği olayı bir iki cümleyle özetleyeyim. Sayın Genel Başkanımız ‘Bunun peşini bırakmayacağız’ diyor ve adresleri de gösteriyor. SPK’yı gösteriyor, İstanbul Borsası’nı gösteriyor, Takas merkezini gösteriyor.” dedi.

Sorumluların ortaya çıkarılması gerektiğini savunan Aydoğan, “Vatandaşı yalan yanlış popülist ifadelerle uyutmak yerine gerçek sorumluların peşini bırakmayacağız. Bırakmayacağız. Orası kesin.” ifadelerini kullandı.

Aydoğan, yaşanan gelişmelerin hukuk devleti ve denetim mekanizmaları açısından sorgulanması gerektiğini belirterek, “Bu kadar büyük bir vurgun, hukuk devletinin gerçekten işlediği bir yerde olmaması gereken bir şeydir.” değerlendirmesinde bulundu.

“Bölgenin güvenliği bölge devletlerinin kontrolünde olmalı”

Aydoğan, dış politika başlığında “Mekke Anlaşması” olarak ifade edilen anlaşmaya ilişkin görüşlerini de açıkladı.

“Biz baştan itibaren bölgenin çıkarlarının korunması ve bölgedeki gerilimin sonlanmasının bölge devletlerinin kontrolünde olması gerektiğini savunan bir anlayıştan geliyoruz.” diyen Aydoğan, daha önce önerilen bölgesel iş birliği modellerini hatırlattı.

Aydoğan, “Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı dediğimiz, daha önce önerdiğimiz, İran’ın, Irak’ın, Suriye’nin içinde olacağı bir önerimiz de söz konusuydu.” dedi.

Bölgesel güvenlik mekanizmalarına ilke olarak karşı olmadıklarını belirten Aydoğan, “Emperyal devletlerin eline bölgenin güvenliğini ve caydırıcı duruşunu bırakmak yerine bölge devletlerinin bunu yapmasını tercih ederiz.” ifadelerini kullandı.

“Anlaşmanın devlete ne yükümlülük getirdiği şeffaflaştırılmalı”

Aydoğan, uluslararası bir savunma anlaşmasının içeriği ve Türkiye’ye yüklediği sorumlulukların açık biçimde Parlamento tarafından bilinmesi gerektiğini söyledi.

“Bir anlaşma imzalandığında o anlaşmanın devletlere ne yükümlülükler getirdiğini Parlamento kanalıyla şeffaflaştırmak gerekir.” dedi.

Bölge devletlerinin savaş ve vekâlet çatışmalarını önlemek amacıyla caydırıcı anlaşmalar yapmasına destek verebileceklerini söyleyen Aydoğan, askeri yükümlülüklerin ise açık biçimde ortaya konulması gerektiğini vurguladı.

“İstihbarat ilişkisi olabilir, siber ilişkiler olabilir, başka türlü donatmak mümkün olabilir. Ama askerlerimizin gidip Husilerle Suudi Arabistan arasındaki çatışmada bu anlaşmanın herhangi bir maddesi nedeniyle onun parçası haline gelmesi onaylayabileceğimiz bir şey olmaz.” dedi.

“Anlaşmanın içeriğinin Parlamento’ya gelmesi lazım”

Aydoğan, söz konusu anlaşmayla ilgili temel beklentilerini şöyle ifade etti:

“Genel Başkanımız buradaki tablonun açıklığa kavuşturulmasını ve anlaşmanın Parlamento’ya getirilmesini istiyor. Cumhuriyet Halk Partisi bölge devletlerinin güvenlik ve caydırıcılık arayışı içerisindeki ilişkilerine karşı değildir, destekler; sayının artmasını ister. Hatta yeri geldiğinde İran’ın bile bu anlaşmaya taraf olmasını arzu ederiz.”

Aydoğan, “Ama anlaşmanın içeriğinin Parlamento’ya gelmesi lazım. Yükümlülüklerimizi bilmek zorundayız.” dedi.

“Bölgede savaş sürdükçe ekonomik kırılmalar devam edecek”

Bölgesel savaşların Türkiye ekonomisine etkisini de değerlendiren Aydoğan, dış politika ile ekonomik refahın birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi.

Aydoğan, “Bölgede savaş ve gerilim devam ettiği sürece ekonomik olarak kırılmalar da devam edecek, sıkıntılar da devam edecek. Bunu hepimiz biliyoruz. Alternatif çözümleri aramak gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin enerji ve ticaret yollarındaki konumuna dikkat çeken Aydoğan, “Basra Körfezi’nden Aden Körfezi’ne, Hürmüz’e, Kızıldeniz’e kadar Türkiye’nin jeoekonomik alanlarıdır artık dünyada.” dedi.

“Vatandaşa sadece vaat anlatmanın anlamı yok”

Ekonomik sorunların çözümü konusunda yalnızca ücret rakamları üzerinden siyaset yapılmasını yeterli görmediğini belirten Aydoğan, makroekonomik ve bölgesel sorunların çözülmesi gerektiğini söyledi.

“Bir hikâyeyi sürekli yıllar boyunca siyasetçilerin tekrarlayıp ‘Asgari ücreti şu kadar yapacağız, vatandaşa şu kadar vereceğiz’ demesinin artık çok anlamı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü ekonomi kendi makro parametreleriyle bir anlam taşıyor.” dedi.

Aydoğan, “Bu sorunları çözmeyi aklımızın bir köşesine koyup mücadeleyi vermeyeceksek vatandaşa ‘Senin yoksulluğunu sonlandıracağız’ diye konuşmanın bir anlamı yok.” ifadelerini kullandı.

“Elinizdekileri adaletli dağıtabilirsiniz”

Bölgesel savaşların yaşandığı bir coğrafyada ekonomik sorunların bir anda ortadan kaldırılamayacağını belirten Aydoğan, buna rağmen kamu kaynaklarının daha adil dağıtılabileceğini söyledi.

“Sorunlu, savaşan ve buna ilişkin büyük bedeller ödeyen bir coğrafyada hiç kimse kolay kolay vatandaşı dört dörtlük bir hayata kavuşturma şansına sahip olmaz. Ancak elinizdekileri adaletli dağıtabilirsiniz. Üretiminizi artırmanın yoluna bakarsınız.” dedi.

GAP Projesi üzerinden de değerlendirme yapan Aydoğan, “GAP Projesi yapıldığında niyet neydi? Büyük bir cari fazla verecek bir projeyi hayata geçirmekti. Siz bu sorunları yaşarken GAP Projesi’nin ölü halini yaşar haldesiniz.” ifadelerini kullandı.

“Kamu yararı ve sosyal devlet bizim açımızdan önemli”

Aydoğan, ekonomik kaynakların kullanımında CHP ile AK Parti arasında yaklaşım farkı bulunduğunu savundu.

“Bugün itibarıyla da vatandaşın sorunlarını çözebilmek mümkündür. Bütçe tercihlerinizle alakalıdır, yaşam tercihleriyle alakalıdır. O anlamda iç siyasette AK Parti ile biz aynı yerden bakmıyoruz.” dedi.

Aydoğan, “Elimizdeki kaynakları kullanma anlamında kamu yararı ve kamuculuk bizim açımızdan önemli, sosyal devlet bizim açımızdan önemli.” ifadelerini kullandı.

“Orta vadede bölgenin aktörü olacak bir Türkiye hedefimiz var”

Türkiye’nin yalnızca mevcut ekonomik sorunlarını hafifletmeye değil, orta vadede bölgesel gücünü artırmaya yönelik bir perspektife ihtiyaç duyduğunu belirten Aydoğan, CHP açısından hedefin bu olması gerektiğini söyledi.

Aydoğan, “Gerçek olan hedef şu olmalı: Sorunlarından arınmış, bölge aktörü olacak bir Türkiye’yi hedefleyebilmek. Cumhuriyet Halk Partisi’nin orta vadeli hedefi budur.” dedi.

Kısa vadede vatandaşın daha adil koşullarda yaşamasının öncelik olduğunu belirten Aydoğan, “Kısa vadede vatandaşın kuşkusuz daha adaletli bir hayatın içerisinde olmasıdır. Ama orta vadede bölgenin yıldızı olabilecek, aktör bir Türkiye Cumhuriyeti hedefimiz var bizim. Meselemiz budur.” ifadelerini kullandı.

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmiyorum Beğenmiyorum 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Öfkeli Öfkeli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0