CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer: “Hayvancılıkta hem üreten hem satan hem de alan dertli”
CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvancılıkta artan üretim maliyetleri, et fiyatları ve ithalat verilerine dikkat çekti. Gürer, 2026 yılı için planlanan 500 bin başlık hayvan ithalatına ilk 7 ayda yaklaşıldığını belirterek, ithalata dayalı politikalar yerine yerli üreticiyi destekleyen kalıcı adımlar atılması gerektiğini söyledi.
CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de hayvancılık sektöründe üreticiden kasaba, tüketiciden işletmeciye kadar uzanan maliyet sorunlarına dikkat çekti. Hayvan varlığındaki gelişmelerin, üretim giderlerinin ve ithalat rakamlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürer, “Bugün ette ve hayvancılıkta hem üretenin hem satanın hem de alanın aynı anda dert yandığı bir süreçteyiz.” dedi.
Türkiye’nin hayvancılıkta kendi kendine yeterli bir yapıya kavuşturulması gerektiğini ifade eden Gürer, mevcut uygulamaların ithalata bağımlılığı ortadan kaldırmadığını söyledi.
“HAYVAN VARLIĞINDAKİ AZALMA İTHALATI SÜRDÜRÜYOR”
Hayvan varlığına ilişkin verileri değerlendiren Gürer, “Türkiye’de hayvancılıkta sorunlar artıyor. Hayvan varlığının azalması, et ve canlı hayvan ithalatının sürmesine neden oluyor. Resmi verilere göre büyükbaş hayvan varlığımız 16 milyon 800 bin civarında, koyun ve keçi varlığımız ise 54 milyon baş civarında görülüyor. Ancak sektör temsilcileri, gerçek hayvan varlığının açıklanan rakamların yaklaşık 2 milyon altında olduğunu ifade ediyor.” diye konuştu.
ÜRETİCİNİN GELİRİ DÜŞÜYOR, GİDERİ ARTIYOR
Hayvancılık yapan üreticilerin ahır, bakım, yem, elektrik ve veterinerlik giderlerinde artış yaşandığını kaydeden Gürer, üreticinin gelirinin aynı ölçüde yükselmediğini ifade etti.
Gürer, “Üreticinin ahır giderleri artıyor, bakım giderleri artıyor, buzağı ölümleri artıyor, hastalıklar artıyor. Buna karşılık üreticinin geliri düşüyor. Gideri artan, geliri azalan üretici hayvancılığı sürdürmekte zorlanıyor. Bu nedenle hayvancılık yapanların sayısı da her geçen yıl azalıyor.” dedi.
Türkiye’nin et ve hayvan açığının sürdüğünü belirten Gürer, çözümün ithalat yerine yerli üretimin güçlendirilmesinden geçtiğini savundu. Gürer, “Binlerce ton et ve yüz binlerce hayvan ithal ediliyor. Oysa yapılması gereken, ithalatla günü kurtarmak değil, yerli üreticinin üretimini sürdürebileceği koşulları oluşturmaktır.” ifadelerini kullandı.
“2026 YILININ TAMAMI İÇİN PLANLANAN İTHALATA 7 AYDA YAKLAŞILDI”
Tarım ve Orman Bakanlığının 2026 yılı için 500 bin baş hayvan ithalatı planladığını hatırlatan Gürer, yılın ilk 7 ayında 495 bin 527 baş hayvan ithal edildiğini belirtti.
Gürer, “Tarım ve Orman Bakanlığı, 2026 yılı için 500 bin hayvan ithal edileceğini açıklamıştı. Ancak daha yıl tamamlanmadan, ilk 7 ayda 495 bin 527 baş hayvan ithal edildi. Yani Bakanlığın bir yıl için planladığı ithalat miktarına daha ilk 7 ayda ulaşıldı.” dedi.
İthalatın ekonomik boyutuna da değinen Gürer, “İlk 7 ayda yaklaşık 495 bin 527 baş sığırın ithal edilmesi karşılığında 177 milyon 265 bin dolar yurt dışına ödendi. Yerli üretimi güçlendirmek yerine dövizimizi yurt dışına gönderiyoruz.” ifadelerini kullandı.
“ET VE SÜT KURUMU KÂR EDERKEN EMEKLİ ETİ GRAMLA ALIYOR”
Et ve Süt Kurumunun son yıllarda piyasanın dengelenmesi amacıyla ithalat yaptığını hatırlatan Gürer, kurumun mali yapısıyla yurttaşların ete erişimi arasındaki tabloya dikkat çekti.
Gürer, “Et ve Süt Kurumu son yıllarda piyasanın dengelenmesi için ithalat gerçekleştiriyor. Ancak Et ve Süt Kurumunun verilerine baktığımızda kurumun kâr ettiğini görüyoruz. Oysa emekliler ve asgari ücretliler ete erişmekte sorun yaşıyor.” dedi.
Et ve Süt Kurumunun önceliğinin kâr yerine piyasanın dengelenmesi ve uygun fiyatlı ete erişimin sağlanması olması gerektiğini söyleyen Gürer, “Et ve Süt Kurumu ithal ettiği hayvandan ve etten kâr etme yerine başa baş noktasında kalmalı, piyasayı dengelemeli ve ete erişemeyen yurttaşların ete ulaşmasına olanak yaratmalıdır. Bugün emekli de asgari ücretli de kasaba gittiğinde et almakta zorlanıyor.” diye konuştu.
YERLİ ÜRETİCİ HAYVANINI KESİME GÖNDERİYOR
Artan girdi maliyetlerinin üreticinin faaliyetlerini sürdürmesini güçleştirdiğini ifade eden Gürer, “Yerli üretici, artan girdi maliyetleri karşısında hayvanını kesime göndermek durumunda kalıyor. Yem pahalı, mazot pahalı, elektrik pahalı, veterinerlik hizmetleri pahalı. Ahır giderleri sürekli artıyor. Ancak üreticinin gelirinde aynı oranda bir artış yaşanmıyor.” dedi.
Canlı hayvan ve et ithalatının 2010 yılından bu yana devam ettiğini belirten Gürer, “2010 yılında başlayan hayvan ve et ithalatı için her gelen Bakan, üç yıl içerisinde ithalatı sona erdireceğini açıkladı. Ancak aradan yıllar geçti ve ithalat hâlâ devam ediyor. Demek ki uygulanan politikalar, Türkiye’yi hayvancılıkta kendi kendine yeterli hale getiremedi.” ifadelerini kullandı.
BÜYÜKBAŞ ET İTHALATINDA ARTIŞA DİKKAT ÇEKTİ
Büyükbaş et ithalatının yıllara göre seyrini paylaşan Gürer, 2022 yılında yaklaşık 2 bin 169 ton büyükbaş eti ithalatı için 21 milyon 574 bin dolar, 2023 yılında 36 bin 538 ton ithalat için 235 milyon 999 bin dolar ödendiğini belirtti.
Gürer, 2024 yılında yaklaşık 81 bin 164 ton, 2025 yılında ise yaklaşık 65 bin 708 ton büyükbaş eti ithal edildiğini söyledi. 2026 yılı verilerine ilişkin Gürer, “2026 yılının daha ilk 7 ayında 54 bin 218 ton büyükbaş eti ithal edildi. Bu ithalat için 535 milyon 398 bin dolar yurt dışına ödendi. Yılın tamamlanmasına daha aylar varken, yalnızca 7 ayda ödenen döviz miktarı 535 milyon doları aştı.” dedi.
KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIKTA DA İTHALAT SÜRÜYOR
Koyun ve keçi yetiştiriciliğinin et açığının azaltılmasındaki önemine işaret eden Gürer, küçükbaş hayvan etinde de ithalatın devam ettiğini belirtti.
Gürer, “2022 yılında Türkiye yaklaşık 523 ton küçükbaş eti ithal etti ve bunun için 9 milyon 578 bin dolar ödendi. 2023 yılında 516 ton küçükbaş eti ithal edildi, ithalat tutarı 7 milyon 167 bin dolar oldu.” diye konuştu.
2024 yılında yaklaşık 491 ton küçükbaş eti için 5 milyon 420 bin dolar, 2025 yılında ise 692 ton için 9 milyon 364 bin dolar ödendiğini aktaran Gürer, “2026 yılının tamamlanmasına daha aylar varken 255 ton küçükbaş eti ithal edildi. Bu ithalat için de 3 milyon 849 bin dolar yurt dışına ödendi.” dedi.
GÜNEYDOĞU, DOĞU ANADOLU VE TRAKYA İÇİN DESTEK ÇAĞRISI
Türkiye'nin hayvancılık potansiyelinin doğru politikalarla değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürer, bölgesel üretim modellerinin geliştirilmesini istedi.
Gürer, “Türkiye’nin özellikle Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde mera hayvancılığı geliştirilmelidir. Trakya’da özellikle küçükbaş hayvancılık desteklenmelidir. Türkiye genelinde hayvancılığa yeterli ve sürdürülebilir destek verilmelidir.” ifadelerini kullandı.
Buzağı ölümlerinin azaltılması ve hayvan hastalıklarıyla etkin mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, “Buzağı ölümlerinin önlenmesi gerekiyor. Hayvan hastalıklarıyla etkin ve sürekli mücadele edilmesi gerekiyor. Bunlar sağlanmadan hayvan varlığını artırmak mümkün değildir.” dedi.
“MALİYET ZİNCİRİN HER AŞAMASINDA ARTIYOR”
Sorunun yalnızca üreticiyle sınırlı olmadığını kaydeden Gürer, hayvanın kesiminden tüketiciye ulaşmasına kadar geçen süreçte farklı maliyet kalemlerinin oluştuğunu söyledi.
Gürer, “Hayvan kesildikten sonra kasaba gidiyor. Kasabın da kirası var, elektriği var, nakliye giderleri var, farklı işletme masrafları var. Yani maliyet zincirin her aşamasında artıyor. Bu nedenle sorun sadece üreticinin sorunu değil.” diye konuştu.
“HEM ÜRETEN HEM SATAN HEM DE ALAN DERTLİ”
Hayvancılık ve et sektöründeki sorunların üretici, satıcı ve tüketiciyi aynı anda etkilediğini belirten Gürer, “Bugün ette ve hayvancılıkta hem üretenin hem satanın hem de alanın aynı anda dert yandığı bir süreçteyiz. Üretici maliyetlerden şikâyetçi, kasap artan işletme giderlerinden şikâyetçi, yurttaş ise yüksek fiyatlar nedeniyle ete erişememekten şikâyetçi. Buna rağmen çözüm olarak ithalata yönelmek kalıcı bir politika değildir.” dedi.
Yerli üretimin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, “Türkiye’nin hayvancılık potansiyeli vardır. Mera hayvancılığı geliştirilirse, küçükbaş hayvancılık desteklenirse, üreticiye yeterli destek sağlanırsa, buzağı ölümleri azaltılırsa ve hayvan hastalıklarıyla etkin mücadele edilirse Türkiye kendi kendine yeterli hale gelebilir. Ancak bunlar yapılmadığı sürece hayvan varlığındaki sorunlar, et açığı ve ithalat devam edecektir. İktidarın artık hayvancılıkta kalıcı ve üreticiyi önceleyen çözümler üretmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmiyorum
0
Aşk
0
Komik
0
Öfkeli
0
Üzgün
0
Vay
0