Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Özdikicierler: “Mutfağınızda ilk giren ilk çıkar kuralını uygulayarak israfın önüne geçebilirsiniz”

Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Özdikicierler, Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü kapsamında Türkiye’de yılda yaklaşık 8,7 milyon ton gıdanın israf edildiğini belirterek, evlerde uygulanabilecek stok kontrolünden STT ve TETT ayrımına kadar gıda kaybını azaltabilecek yöntemleri anlattı.

Eyl 29, 2026 - 10:07
 0  0
Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Özdikicierler: “Mutfağınızda ilk giren ilk çıkar kuralını uygulayarak israfın önüne geçebilirsiniz”


Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Özdikicierler, Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü kapsamında gıda israfının küresel ve Türkiye’deki boyutlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özdikicierler, gıda israfının yalnızca çöpe atılan ürünlerden ibaret olmadığını, üretim sürecinde kullanılan emek, enerji, su, toprak ve diğer kaynakların da kaybı anlamına geldiğini söyledi.

“Çöpe giden her gıdanın arkasında büyük bir emek var”

Gıda israfının arka planındaki maliyetlere dikkat çeken Doç. Dr. Özdikicierler, “Bir gıdayı çöpe attığımızda, bunu sadece bir atık olarak görmemek gerekir. İsraf, aslında çok boyutlu bir meseledir. Çöpe giden her gıdanın arkasında büyük bir emek, enerji, iş gücü ve kaynak kullanımı vardır. Su ve toprak gibi hayati kaynaklar, gıda atığa dönüştüğünde aslında israf edilmiş olur. Bu nedenle konuya bu geniş perspektiften bakmak büyük önem taşır.” dedi.

Türkiye'de yılda yaklaşık 8,7 milyon ton gıda israf ediliyor

Türkiye’deki gıda israfının boyutlarını Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği raporları ışığında değerlendiren Özdikicierler, ülke veya bölge ölçeğinde gerçek israf miktarının belirlenmesinin kapsamlı istatistiksel çalışmalar gerektirdiğini ifade etti.

Doç. Dr. Özdikicierler, “Birleşmiş Milletler raporları da gıda israfını belirli bir çerçevede ele alarak bu miktarları belirlemeye yönelik çalışmalar yürütmektedir. Elbette ülke veya bölge bazında gıda israfını tespit etmek kolay bir iş değildir; bu süreçte kapsamlı istatistiksel değerlendirmeler yapılması gerekir. Hane bazında yapılan incelemeler doğrultusunda hazırlanan raporlara göre, Türkiye'de yıllık yaklaşık 8,7 milyon ton gıdanın israf edildiği görülmektedir. Bu hesaplamaya gıda üreten firmalar ve evlerdeki tüketim de dâhildir. Sonuç olarak, mutfaklarımızda ve evlerimizde göz ardı edilemeyecek düzeyde bir gıda israfı söz konusudur.” diye konuştu.

Buzdolabında bozulma süreçleri devam ediyor

Gıdaların buzdolabına konulmasının biyolojik, mikrobiyolojik ve kimyasal süreçleri tamamen durdurmadığını belirten Özdikicierler, saklama koşullarının gıda israfını önlemedeki önemine işaret etti.

Özdikicierler, “Buzdolabına konulan bir gıda, aslında yaşayan bir organizma gibi biyolojik reaksiyonlarını sürdürmeye devam eder. Mikrobiyolojik, enzimatik ve kimyasal bozulma süreçleri durmaksızın ilerler. Solunum ve mikroorganizma faaliyetleri nedeniyle gıdalarda bozulma süreçleri devam eder.” ifadelerini kullandı.

En fazla israf edilen ürünlerin başında sebze ve meyvelerin geldiğini kaydeden Özdikicierler, “Bu açıdan bakıldığında en çok israf edilen ürünlerin başında sebze ve meyveler gelmektedir; onları ekmek, süt ve diğer protein içerikli gıdalar izlemektedir. Özellikle protein değeri yüksek gıdaların israf edilmesi, telafisi güç bir kayıp niteliğindedir.” dedi.

“İlk giren ilk çıkar prensibi uygulanmalı”

Bireysel olarak alınabilecek önlemlerde stok yönetiminin önem taşıdığını vurgulayan Özdikicierler, mutfak ve buzdolabındaki ürünlerin tüketim sırasının düzenlenmesi gerektiğini belirtti.

Doç. Dr. Özdikicierler, “Bu israfı önlemek için uygulanabilecek en temel yöntem, basit bir stok kontrolü kuralı olan ‘ilk giren ilk çıkar’ prensibidir. Buzdolabındaki ürünlere bu yaklaşımla yaklaşıldığında, israfın ciddi oranda azaldığı görülecektir.” diye konuştu.

Alışveriş planlamasının da gıda israfıyla mücadelede önemli olduğunu ifade eden Özdikicierler, “Günümüzde teknolojinin gelişmesi ve yaşam temposunun hızlanması, alışveriş yapmayı ve stok kontrolünü zorlaştırabilmektedir. Ancak bu zorluklara rağmen, sadece tüketilebilecek miktarda gıda satın almak büyük önem taşır. Haftalık planlardaki değişiklikler nedeniyle bazen alınan gıdalar zamanında tüketilemeyebilir; bu durum israfın en önemli nedenlerinden birini oluşturur.” dedi.

STT ile TETT arasındaki farka dikkat

Tüketicilerin Son Tüketim Tarihi (STT) ile Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) arasındaki farkı doğru değerlendirmesi gerektiğini belirten Özdikicierler, TETT’si geçen her ürünün doğrudan çöpe atılmaması gerektiğini söyledi.

Özdikicierler, “Tavsiye edilen tüketim tarihi, bir gıdanın kalite özelliklerinin hedeflenen seviyenin altına düşmeye başladığı tarih sınırı olarak değerlendirilebilir. Yani bir gıdanın TETT'si geçti diye hemen çöpe atılması gerekmez. Doğru koşullarda saklanan gıdalar bu tarihten sonra da tüketilebilir; sadece başlangıçtaki kalite özelliklerinden bir miktar ödün verilmiş olur.” ifadelerini kullandı.

STT’nin ise gıda güvenliği açısından farklı bir anlam taşıdığını vurgulayan Özdikicierler, “Buna karşın, son kullanım veya son tüketim tarihi olarak belirtilen tarih, gıdanın o noktadan itibaren gıda güvenliği açısından tüketilmemesi gerektiğini ifade eder.” dedi.

“Her aşamada hassasiyetle yaklaşılmalı”

Gıda israfının ekonomik kaynakların yanı sıra biyolojik materyalin de kaybına yol açtığını belirten Doç. Dr. Onur Özdikicierler, “Gıda israfı; hem ciddi bir milli değer kaybına hem de önemli bir biyolojik materyal kaybına yol açmaktadır. Bu nedenle, hanelerden başlayarak gıda işletmelerine ve fabrikalara kadar her aşamada bu konuya hassasiyetle yaklaşılması gerektiğini düşünüyorum.” diye konuştu.

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmiyorum Beğenmiyorum 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Öfkeli Öfkeli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0