Kaliforniya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Touraj Daryaee: “Doğu'nun Batı medeniyetini yok etmeye çalıştığı düşüncesi tarihin yanlış anlaşılmasıdır”

Kaliforniya Üniversitesi, Irvine Öğretim Üyesi Prof. Dr. Touraj Daryaee, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Yunanistan'da yaptığı konuşmada ortaya koyduğu Doğu-Batı medeniyetleri arasındaki tarihsel çatışma anlayışını eleştirdi. Pers ve Osmanlı imparatorluklarının çok kültürlü yapısına dikkat çeken Daryaee, tarihsel olayların günümüz siyasi ve askeri politikalarını meşrulaştırmak amacıyla kullanılmasının Türkiye, İran ve İslam dünyası açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini belirtti.

Ekim 18, 2026 - 19:10
 0  0
Kaliforniya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Touraj Daryaee: “Doğu'nun Batı medeniyetini yok etmeye çalıştığı düşüncesi tarihin yanlış anlaşılmasıdır”

CUMHA - Şeyma Nur Boztepe

Kaliforniya Üniversitesi, Irvine Öğretim Üyesi ve tarihçi Prof. Dr. Touraj Daryaee, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun 7 Ekim 2026'da Yunanistan'da Akropolis'i arka plana alarak yaptığı konuşmada dile getirdiği Batı ve Doğu medeniyetleri arasındaki tarihsel mücadele yaklaşımını değerlendirdi. Rubio'nun Pers İmparatorluğu üzerinden kurduğu tarihsel anlatının günümüz Türkiye'si, İran'ı ve İslam dünyası açısından siyasi sonuçlar taşıdığını savunan Daryaee, medeniyetler arasındaki ilişkilerin sürekli bir savaş üzerinden açıklanamayacağını vurguladı.

“Batı ile Doğu Arasında Ebedi Bir Savaş Olduğu İddia Ediliyor”

Prof. Dr. Touraj Daryaee, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun konuşmasının mevcut Amerikan yönetiminin ideolojik yaklaşımını ortaya koyduğunu belirterek, Avrupa ülkelerine verilen mesajların yalnızca tarihsel bir değerlendirmeden ibaret olmadığını ifade etti.

Daryaee, Rubio'nun konuşmasını şu sözlerle değerlendirdi:

“7 Ekim 2026'da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, arka planda Akropolis'in bulunduğu önemli bir konuşma yaparak mevcut ABD yönetiminin ideolojik çerçevesini ortaya koydu. Konuşması, Avrupa ülkeleri için birçok açıdan önemliydi ancak aynı zamanda dünyada onları tehdit eden şeylere dair bir uyarı niteliğindeydi.”

Rubio'nun Batı ve Doğu medeniyetleri arasında tarih boyunca devam eden bir karşıtlık bulunduğunu ileri sürdüğünü aktaran Daryaee, bu yaklaşımın antik dönemden günümüze uzanan bir düşmanlık anlatısı oluşturduğunu kaydetti.

“Yunanistan'da, 'Batı Medeniyeti' ve 'Doğu Medeniyeti' olarak adlandırdığı medeniyetler arasında ebedi bir bölünme ve savaş olduğunu öne sürdü. Rubio'ya göre Batı, iki bin beş yüz yıldır Doğu'dan gelen tehdit altında.”

“Pers Kralı Xerxes Üzerinden Günümüz İran'ına Mesaj Veriliyor”

Prof. Dr. Touraj Daryaee, Rubio'nun konuşmasında MÖ 480 yılında Pers Kralı Xerxes'in Yunanistan seferini hatırlatarak tarihsel olaylarla günümüz siyasi gelişmeleri arasında bağlantı kurduğunu belirtti.

Daryaee, Rubio'nun tarihsel anlatımına ilişkin şunları söyledi:

“MÖ 480'de Atina'ya ulaşmak ve Akropolis'i yakıp kutsal alanlarını yok etmek için Çanakkale Boğazı'nı geçen Pers Kralı Xerxes'in seferini hatırlattı. Rubio daha sonra, o zamanki Perslerin bugün de Batı Medeniyetini yok etmeye çalıştığını ima etti.”

Rubio'nun yalnızca İranlıları değil, farklı toplumları da Batı medeniyetine yönelik tehdit çerçevesinde değerlendirdiğini savunan Daryaee, tarihsel yorumların güncel dış politika açısından önemine işaret etti.

“Ancak bugün sadece Persler ve İranlılar değil, her türlü halk Batı'yı yok etmeye çalışıyor. Dışişleri Bakanı Rubio'nun tarihsel anlayışının yanlış ve hatalı yorumunu bir kenara bırakırsak, bunun sadece İran için değil, Türkiye ve İslam dünyası ve ötesi için de çok daha önemli sonuçları var.”

“Bu Söylemin Türkiye ve İslam Dünyası Açısından Sonuçları Var”

Prof. Dr. Touraj Daryaee, Rubio'nun Doğu-Batı çatışması yaklaşımında göç, din ve kültürel kimlik konularını da güvenlik tehdidi çerçevesinde ele aldığını öne sürdü.

Daryaee, söz konusu yaklaşımı şu ifadelerle eleştirdi:

“Doğu'nun Batı'ya saldırısı şemasında göçmenliği, İslami radikalizmi ve Batı'dan nefret edenleri, ayrıca Avrupa'da yaşayan Hristiyan olmayanları da zikretti. Böylece Doğu ile Batı arasında üç bin yıllık bir düşmanlık kurmaya çalıştı.”

Bu tarihsel ve ideolojik çerçevenin hangi siyasi amaçlara hizmet ettiğinin sorgulanması gerektiğini belirten Daryaee, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki güç ilişkilerine dikkat çekti.

“Ancak soru şu ki, böyle bir ideolojik görüş ve söylem kimin için uygun görüldü? Doğal olarak Yunanistan, İsrail ve ABD, bölgedeki Türkiye'nin gücüne ve elbette İran'a karşı ilişkilerini daha da güçlendiriyorlar.”

“Ahameniş ve Osmanlı İmparatorlukları Evrensel Yapılardı”

Prof. Dr. Touraj Daryaee, Batı ve Doğu arasındaki tarihsel ilişkilerin yalnızca savaş ve düşmanlık üzerinden değerlendirilmesinin geçmişteki imparatorlukların siyasi ve toplumsal yapısını göz ardı ettiğini savundu.

Ahameniş ve Osmanlı imparatorluklarının farklı dönemlerde geniş coğrafyalara hükmettiğini hatırlatan Daryaee, her iki devletin de farklı halkları ve dini toplulukları bünyesinde barındırdığını belirtti.

Daryaee, tarihsel karşılaştırmasına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Tarihe bu uzun vadeli bakış açısı bana iki büyük imparatorluğu, Ahameniş İmparatorluğu'nu ve Osmanlı İmparatorluğu'nu hatırlatıyor. Bu şekilde Doğu dünyasının ilk ve son büyük imparatorlukları arasında 2500 yıllık bir süreklilik hayal edilebilir.”

Ahamenişlerin antik çağda, Osmanlıların ise Orta Çağ'ın sonlarından itibaren geniş coğrafyalarda siyasi güç oluşturduğunu ifade eden Daryaee, iki imparatorluğun dini kimliklerinin farklı olmasına rağmen yönetim yapılarında benzerlikler bulunduğunu kaydetti.

“Biri Zerdüşt, diğeri Müslüman olan bu iki imparatorluk, çok sayıda halkı ve dini grubu bünyesinde barındırıyordu ve her ikisi de Afro-Avrasya imparatorluklarıydı.”

“Bu İmparatorluklar Yalnızca Doğu'ya Ait Değildi”

Prof. Dr. Touraj Daryaee, Ahameniş ve Osmanlı devletlerinin yalnızca Doğu medeniyetine ait siyasi yapılar olarak tanımlanamayacağını belirterek, bu imparatorlukların farklı kıtalardan toplulukları ortak yönetim altında bir araya getirdiğini vurguladı.

Daryaee, iki imparatorluğun niteliğini şu sözlerle anlattı:

“Ancak Ahamenişler ve Osmanlıların sadece bir 'Doğu İmparatorluğu' olmadığını, evrensel imparatorluklar olarak görülmesi gerektiğini hatırlamalıyız. İmparatorluğa hizmet eden 'Avrupalılar' kadar 'Doğulular' da vardı.”

Daryaee, imparatorlukların dini çeşitliliğine dikkat çekerek Yahudilerin ve diğer dini azınlıkların bu devletlerin toplumsal yapısında önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti.

“Her iki imparatorlukta da Yahudiler ve diğer dini azınlıklar yaşadı ve gelişti. Bu, modern öncesi Batı'daki deneyimle kıyaslanamaz.”

“Kralın ve Sultanın Kanunları Farklı Toplulukları Koruyordu”

Prof. Dr. Touraj Daryaee, Ahameniş ve Osmanlı yönetimlerinde farklı dinlerden ve coğrafyalardan insanların aynı siyasi düzen içerisinde yaşayabildiğini belirterek, bu durumun medeniyetler arasında kesin sınırlar bulunduğu iddiasıyla çeliştiğini savundu.

Daryaee, imparatorlukların hukuki ve toplumsal düzenlerine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Kralın ve sultanın kanunu, dinlerine veya Avrupa, Afrika ya da Asya'da yaşayıp yaşamadıklarına bakılmaksızın herkesi koruyordu.”

Bu nedenle her iki imparatorluğun yalnızca askeri yayılmacılıkla tanımlanamayacağını vurgulayan Daryaee, Rubio'nun tarihsel yaklaşımına karşı çıktı.

“Dolayısıyla Ahamenişler ve Osmanlılar, Bakan Rubio'nun sınırlı tarih anlayışıyla hayal ettiği gibi savaşçı 'Doğulular' değil, evrensel emelleri olan evrensel imparatorluklardı.”

Daryaee, söz konusu imparatorlukların göçmenlere ve farklı inanç gruplarına yönelik uygulamalarının da günümüz siyasi tartışmaları açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

“Bu imparatorluklarda göçmenler memnuniyetle karşılandı ve dini ve ideolojik eğilimleri, günümüz Amerika Birleşik Devletleri'nde olduğu gibi kısıtlanmadı.”

“Tarih, Bitmek Bilmeyen Savaşları Haklı Çıkarmak İçin Kullanılıyor”

Prof. Dr. Touraj Daryaee, Doğu toplumlarının Batı medeniyetini ortadan kaldırmaya çalıştığı yönündeki söylemin tarihsel gerçekleri yansıtmadığını savunarak, geçmişin günümüz askeri ve siyasi müdahalelerini meşrulaştırmak amacıyla kullanıldığını ileri sürdü.

Daryaee, bu konudaki eleştirisini şu sözlerle dile getirdi:

“Burada vurgulamak istediğim şey, Doğuluların ve Müslümanların Batı Medeniyetini yok etmeye ve değerlerine saldırmaya geldiği fikrinin, tarihin yanlış anlaşılması ve Asya ile Afrika'da onlarca üs kurarak, insanlara karşı 'Ana Bomba'yı kullanarak ve ardından onları Batı Medeniyetini işgal etmekle suçlayarak yapılan bitmek bilmeyen savaşları haklı çıkarmak için uydurulmuş bir geçmişin kötüye kullanılması olduğudur.”

Tarihsel olayların siyasi söylemlerde kullanılmasına karşı çıkan Daryaee, geçmişteki savaşların nedenlerinin ve sorumlularının daha kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiğini ifade etti.

“Keşke politikacılar daha fazla tarih öğrenseler ve hem antik çağda hem de modern dönemde savaşları ve kışkırtmaları kimin başlattığını anlasalar.”

“Ortak Batı Mirası Söylemi Avrupa ile İlişkileri Onarmayı Amaçlıyor”

Prof. Dr. Touraj Daryaee, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Yunanistan'daki konuşmasının yalnızca tarihsel bir medeniyet değerlendirmesi olmadığını, aynı zamanda Washington yönetiminin Avrupa ülkeleriyle ilişkilerine yönelik siyasi mesajlar içerdiğini savundu.

Rubio'nun ortak tarih ve medeniyet vurgusunun ABD ile Avrupa arasındaki ilişkilerde yaşanan gerilimleri azaltmayı hedeflediğini ileri süren Daryaee, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Bakan Rubio'nun ideolojik yüklü konuşması, yalnızca 'ortak Batı mirası'nı öne sürerek ABD'nin son zamanlarda Avrupa'yı küçümsemesini hafifletmeyi amaçlıyordu.”

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmiyorum Beğenmiyorum 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Öfkeli Öfkeli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0