Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç: “İl başkanımızın Muğla'daki tepkisi münferittir, kurumsal olarak onaylamıyoruz”
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, Muğla İl Başkanlığının DEM Parti'nin basın açıklaması yaptığı alanı sirkeli suyla yıkamasına ilişkin, “Kurumsal olarak desteklediğimiz, onayladığımız bir tavır değildir.” dedi. DEM Parti yöneticilerinin açıklamalarını da eleştiren Kılıç, fon soruşturmasından Azerbaycan'daki başörtüsü yasağına, tarımdaki sorunlardan bölgesel gelişmelere kadar gündemdeki birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin haftalık olağan Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Muğla İl Başkanlığının DEM Parti'nin basın açıklaması yaptığı alanı sirkeli suyla yıkamasını değerlendiren Kılıç, söz konusu eylemin parti genel merkezinin onayladığı bir tutum olmadığını belirtti.
Kılıç, kamuoyunda tartışmalara neden olan olayın ardından DEM Parti yöneticileriyle temas kurulduğunu ancak karşı tarafın genel merkezden yapılacak açıklamayı beklemeden Yeniden Refah Partisi'ni hedef alan ifadeler kullandığını söyledi.
“İl Başkanımızın Muğla'daki Tepkisi Münferit Bir Tepkidir”
Bir basın mensubunun Muğla'da yaşanan olaya ilişkin sorusunu yanıtlayan Kılıç, Yeniden Refah Partisi'nin siyasi partilerin demokratik haklarını kullanmasını savunduğunu vurguladı.
Kılıç, şu ifadeleri kullandı:
“Biz Türkiye'de sivil siyasetin özgürlük alanının geniş olmasını savunan bir siyasi partiyiz. Bu çözüm sürecinin de başından itibaren söylediğimiz hep şuydu; terör örgütü değil, siyasi partiler ve seçilmişler muhatap alınmalıdır. Dolayısıyla DEM Parti'nin seçilmişlerinin ya da illerde görev yapan DEM Partililerin basın açıklamaları yapmasında bir mahsur yoktur. Türkiye'nin siyasal alanı ve özgürlük çerçevesi buna son derece müsaittir.”
DEM Partililerin Muğla'da basın açıklaması yapmasının bir siyasi parti il başkanının müdahale alanına girmediğini belirten Kılıç, açıklamanın suç oluşturması durumunda yetkili makamın Cumhuriyet Başsavcılığı olduğunu ifade etti.
Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“DEM Partililerin Muğla'da bir basın açıklaması yapmalarından rahatsızlık duyulması Yeniden Refah Partisi il başkanının işi değildir. Eğer açıklama içerik bakımından suç ihtiva ediyorsa devrede olması gereken Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı'dır. Eğer açıklamanın içerik bakımından suç mahiyeti yoksa bu açıklamanın değişik toplumsal kesimleri rahatsız edecek, üzecek biçimde başka mecralara taşınmasını biz doğru bulmuyoruz.”
“Kurumsal Olarak Desteklediğimiz, Onayladığımız Bir Tavır Değildir”
Fikirlerin özgürce ifade edilmesinin demokratik siyasetin temel unsurlarından biri olduğunu belirten Kılıç, Muğla İl Başkanlığının eylemine ilişkin partisinin tutumunu şu sözlerle açıkladı:
“Fikirler ifade edilmelidir. Saygı duyarsınız ya da duymazsınız. Saygı duyulan şey ifade edilen fikirler değildir. Fikirlerin ifade edilme serbestisidir. Eğer herkes barışçıl zeminlerde düşündüklerini ifade edemeyecekse zaten ülkenin demokratik meşruiyeti tartışmaya açık hale gelir.”
Kılıç, Muğla'daki eylemin genel merkezin bilgisi ve onayıyla gerçekleştirilmediğini belirterek şunları kaydetti:
“İl başkanımızın Muğla'da yapmış olduğu itiraz, vermiş olduğu tepki münferit bir tepkidir. Kurumsal olarak desteklediğimiz, onayladığımız bir tavır değildir. Böylesi yaklaşımların mutlaka genel merkezimizle istişare edilerek sonrasında kamuoyuna paylaşılması tercih edilendir. İsabetli olandır.”
Türkiye'nin farklı illerinde siyasi ve toplumsal hassasiyetlerin değişebildiğine işaret eden Kılıç, “Türkiye'nin 81 ili var. Her bir süreci farklı hassasiyetlerle, farklı nabızlarla okuyan, algılayan ve farklı şekillerde yaklaşanlar var. Birimizin tavrı diğerlerimizi üzmemeli. Biz meseleye bu yönüyle bakıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“DEM Parti Yöneticilerinin Sert ve Yakışıksız Açıklamalarını da Reddediyoruz”
DEM Parti yöneticilerinin olayın ardından Yeniden Refah Partisi ile iletişime geçtiğini açıklayan Kılıç, karşı tarafa konunun değerlendirileceği ve açıklama yapılacağı bilgisinin verildiğini söyledi.
Buna rağmen DEM Parti'nin aceleci davrandığını savunan Kılıç, şu değerlendirmede bulundu:
“Aslında DEM Partili yöneticilerin sabahtan itibaren bu konuyla ilgili bizimle temasları vardı. Biz de kendilerine konuyu değerlendirecek ve sonrasında bir açıklama yapacağız diye beyan ettik. Ancak konuyu değerlendirip açıklamamızı yapacağız dediğimiz halde çok aceleci davranarak Muğla il başkanımızın tepkisi üzerinden Yeniden Refah Partisi'ni hedef tahtasına koyan sert ve yakışıksız açıklamalarda bulundular.”
Kılıç, her iki tarafın açıklamalarına ilişkin tutumunu da ortaya koyarak, “İl başkanımızın açıklamasını tasvip etmediğimiz gibi DEM Parti yöneticilerinin sert, yakışıksız ve siyasetin nezaketiyle bağdaşmayan açıklamalarını da kabullenmiyor ve reddediyoruz.” dedi.
Siyasi diyalog kanallarının açık tutulması gerektiğini vurgulayan Kılıç, “Biz yine de Türkiye'nin sorunlarının tüm bölgelerimizde sivil siyasiler arasındaki diyalog zemininde çözülebilir sorunlar olduğu kanaatindeyiz.” ifadelerini kullandı.
“Başka Bir Siyasi Partinin Sesini Kısmakla Mükellef Değiliz”
Muğla İl Başkanı hakkında herhangi bir yaptırım uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin soruya da yanıt veren Kılıç, bu aşamada bir yaptırım kararı açıklamadı.
Kılıç, “Şu an için bu kadarını ifade ediyorum. İl başkanımızın vermiş olduğu reaksiyon yanlış anlaşılmaya müsait. Başka illerde, başka arkadaşlarımızı rencide edebilecek türden bir yaklaşım olmuştur. Biz bize yakışanı yapmakla mükellefiz.” dedi.
Siyasi partilerin anayasal haklarına dikkat çeken Kılıç, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye'nin her ilinde Türkiye Anayasası'na göre faaliyet gösteren siyasi partilerin basın açıklaması yapmak hakkı vardır. Bu açıklamaların içeriğinde suç unsuru varsa harekete geçecek olan Cumhuriyet Başsavcılığı'dır. Biz siyasi parti olarak başka bir siyasi partinin sesini kısmakla mükellef değiliz. Ama itirazlarımızı elbette ki yerinde ve gereğince dile getirmek de en tabii görevimizdir.”
“Fon Soygununda Çalanlar Açıklansın, Çalmayanlar Aklansın”
Kılıç, basın toplantısında ekonomik gündeme ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Fonlarla ilgili iddiaları gündeme taşıyan Kılıç, yaşananları bir ekonomik krizden ziyade büyük çaplı bir yolsuzluk meselesi olarak nitelendirdi.
Kılıç, “Fon krizi demeye dilimiz varmıyor; vurgun daha çok yakışıyor. Fon dolandırıcılığı bile eksik kalıyor, 'fon soygunu' diyerek kavramı güçlü kılmak gerekiyor. Fon soygununu, fon vurgununu unutturmamalıyız.” ifadelerini kullandı.
Soruşturma kapsamında adı geçen kişilerin kamuoyuna açıklanması gerektiğini savunan Kılıç, iddiaların siyasi ve bürokratik boyutlarının da araştırılmasını istedi.
“Fon vurgunu bir organize suçtur. Tek taraflı değil çok boyutludur. Siyasi ayağı olmadan, bürokratik destek almadan bu boyutta bir vurgun, bir soygun yapmak mümkün değildir. En çok götürenden başlayarak sıralı tam liste derhal açıklanmalıdır. Lekelenmeme hakkı bu listenin gizlenmesi için gerekçe olamaz. Lekelenen, Türkiye ekonomisidir. Lekelenen, iktidar partisidir.”
Kılıç, sorumluların ortaya çıkarılmasının kamu kurumlarına duyulan güven açısından önemli olduğunu belirterek, “Kişilerin itibarını korumayı bırakın, sistemin itibarını kurtarmaya odaklanın. Tüm vurgunu bir bakana yıkarak listenin kalanını saklamak, dolaylı olarak haksız kazancı aklamaktır.” dedi.
“1 Trilyon Lirayla İstanbul'da 600 Bin Konut Yenilenebilir”
13 Ekim Dünya Afet Risklerinin Önlenmesi Günü'ne de değinen Kılıç, İstanbul'daki deprem riskine ve kentsel dönüşüm ihtiyacına dikkat çekti.
Fonlarla ilgili iddialara konu olan kaynakların büyüklüğünü kentsel dönüşüm üzerinden değerlendiren Kılıç, şu ifadeleri kullandı:
“En büyük afet beklentimiz nedir Türkiye'de? Allah korusun büyük İstanbul depremi. Ne yapmak lazım önlem olarak? Acilen çürük yapıları dönüştürmek lazım. İstanbul'da acilen yıkılıp yenilenmesi gereken konut sayısı 600 bin adet. Fonlardan çalınan kaynak 1 trilyon lira.”
Kılıç, söz konusu tutarın Çevre ve Şehircilik Bakanlığının “Yarısı Bizden” kampanyasına aktarılması halinde İstanbul'daki acil dönüşüm ihtiyacının karşılanabileceğini öne sürdü.
“Fon vurgununda çalınan 1 trilyon liramız Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 'Yarısı Bizden' kampanyasına aktarılsa İstanbul'da acilen yenilenmesi gereken 600 bin konut yıkılıp yeniden yapılıyor. Bununla birlikte üstüne neredeyse bir o kadar daha paramız kenarda kalıyor.”
Kılıç'ın dile getirdiği kaynak miktarı ve konut dönüşümüne ilişkin hesaplamalar, açıklamasında yer alan iddialar olarak kayda geçti.
“Liste Açıklansın, Soruşturma Sulandırılmasın”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin fon soruşturmasına ilişkin açıklamalarının hatırlatılması üzerine Kılıç, soruşturmanın şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini yineledi.
Kılıç, “Sayın Bahçeli'nin açıklamasına konuşmam içinde ben de değindim. Net söylüyorum. Fon soygununda çalanlar açıklansın. Çalmayanlar aklansın. Su bulandırılmasın. Fon soruşturması sulandırılmasın.” dedi.
Soruşturmanın Türkiye ekonomisi açısından önemli olduğunu savunan Kılıç, “Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ekonomideki en büyük skandallarından biridir. Belki birincisidir fon soygunu. Çalanlar açıklansın. Çalmayanlar aklansın. Soruşturma süreci sulandırılmasın. Unutturulmasın. Üstü kapatılmasın.” ifadelerini kullandı.
“Azerbaycan Türkiye'nin Yanlışlarını Değil, Doğrularını Örnek Almalı”
Azerbaycan'daki devlet okullarında başörtüsü yasağı uygulandığını belirten Kılıç, bu durumu eleştirdi.
Kılıç, “Dost ve kardeş ülke Azerbaycan. Azerbaycan'da devlet okullarında yaşanan başörtüsü yasağını şaşkınlıkla karşılıyoruz. Hangi çağda yaşıyoruz? Düğün değil, bayram değil, bu yasak neyin nesi?” diye konuştu.
Türkiye'nin 28 Şubat sürecinde yaşadığı tartışmaları hatırlatan Kılıç, Azerbaycan yönetimine çağrıda bulundu:
“Türkiye'nin geçen yüzyılda yaşadığı 28 Şubat travmasını, ayrıştırmayı, yasaklarla ülkenin önünü tıkayan baskıcı zorbalığı bugün Azerbaycan'a kim, hangi sebeplerle ve niye dayatıyor? Azerbaycan'ı yönetenlere tavsiyemiz, Türkiye'nin yanlışlarını değil, doğrularını örnek alın. Türkiye'yi elli yıl geriye götüren yasaklardan değil, özgürlüklerden yana tavır alın.”
Başörtüsü konusunda Türkiye'nin geçmişte yaşadığı siyasi ve toplumsal tartışmalara işaret eden Kılıç, benzer uygulamaların Azerbaycan'da toplumsal ayrışmaya neden olabileceğini savundu.
“Karabağ Ruhunu Boğmak İsteyenlerin Oyunlarına Aldanmayın”
Azerbaycan halkına ve yönetimine seslenen Kılıç, iki ülke arasındaki tarihî ve kültürel bağların korunması gerektiğini vurguladı.
Kılıç, “Biz iki devlet, bir milletiz. Kendi halkınızı karşınıza almayın. Milleti bölüp parçalamayın, ayrıştırmayın. İç işlerinize tabii ki karışmayız. Ama bu sizin iç işiniz değil. Bu iş sizin içinizi karıştırmak isteyenlerin işi.” dedi.
Karabağ'ın özgürlüğüne ilişkin mücadeleyi hatırlatan Kılıç, şu ifadeleri kullandı:
“Karabağ'ı özgürleştiren manevi dinamikleri yok etmeyin. Şehitleri, gazileri üzmeyin, incitmeyin. Hep birlikte 'Karabağ Azerbaycan'dır' diye haykırmadık mı? Karabağ'ın özgürlüğü için hep birlikte ellerimizi semaya açmadık mı?”
Kılıç, Azerbaycan hükümetine yönelik çağrısını, “Dost sitemini düşmanlık saymayın. Okul çağındaki çocuklarınıza kıymayın. İmanınızı sarsmak isteyenlerin, Karabağ ruhunu boğmak isteyenlerin oyununa aldanmayın.” sözleriyle sürdürdü.
“Köylü Köyünden, Çiftçi Toprağından Uzaklaştırılıyor”
Türkiye'deki tarım ve hayvancılık politikalarını da eleştiren Kılıç, üreticilerin artan maliyetler ve ürün fiyatları nedeniyle zorlandığını belirtti.
Kılıç, “Türkiye'de tarım ve hayvancılık bitiyor. Köylü köyünden, çiftçi toprağından uzaklaştırılıyor. Dün Karadeniz'de çay üreticisi, fındık üreticisi mağdur edildi. Şimdi sıra diğer ürünlerde.” ifadelerini kullandı.
Ege Bölgesi'ndeki üzüm üreticilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çeken Kılıç, “Ege'de bağ bozumu zamanı. Bir kilo üzümün getirisi maliyetini karşılamıyor. İlacı var, gübresi var, işçilik var, emek var, nakliye maliyeti var. Üretici Ege'de üzümü toplasak mı dalında mı bıraksak ikileminden kurtulamıyor.” dedi.
Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) alım politikalarını da eleştiren Kılıç, üreticilerin yeterli destek bulamadığını savundu.
“TMO düzgün bir fiyat açıklamıyor. Açıklasa da ürünü satın almıyor. Üretici tüccarın, tefecinin insafına kalıyor. Zeytinde de durum farklı değil. Dalında bıraksan yazık günah. Toplasan yevmiyesini karşılamaktan uzak.”
Tarımsal üretimin azalmasının gıda güvenliğini tehdit edebileceğini belirten Kılıç, “Üzümü, zeytini, zeytinyağını da mı Yunanistan'dan, İtalya'dan, İspanya'dan alacağız? Mercimekte, fasulyede ithalatçı olduğumuz gibi pirinçte de mi ithalatçı ülke durumuna düşeceğiz? Köylümüz, çiftçimiz ne olacak? Gıda güvenliği nasıl sağlanacak?” sorularını yöneltti.
“Türkiye'nin Rolü Savaşan Değil, Barışı Sağlayan Ülke Olmalıdır”
Basın toplantısında bölgesel gelişmelere ilişkin soruları da yanıtlayan Kılıç, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Mekke anlaşması ve gerektiğinde asker gönderilmesine yönelik değerlendirmeleri hakkında konuştu.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında savunma iş birliği kurulması ihtimaline ilişkin kaygılarını dile getiren Kılıç, “Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan madem bir savunma iş birliği için bir araya gelecekti, Gazze bombalanırken, Kudüs İsrail tarafından işgal edilirken bu birliktelik, bu güç birliği niye sağlanmamıştır?” dedi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin bölgedeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kılıç, şunları söyledi:
“Türkiye ordusu NATO'nun en büyük ikinci ordusudur. Türkiye ordusu dosta güven veren, düşmana korku salan bir ordudur. Bu ordu bütün mazlumların, bütün Müslümanların, bütün mağdur coğrafyaların emniyeti olacak bir ordudur. Ama bizim ordumuz hiçbir şekilde İsrail'in rahat nefes almasıyla, İsrail düşmanlarının bertaraf edilmesiyle sonuçlanacak bir eylemin tarafı olmamalıdır.”
Türkiye'nin bölgesel çatışmalarda arabuluculuk rolünü üstlenmesi gerektiğini belirten Kılıç, “Yemen, Suudi Arabistan krizinde Türkiye Cumhuriyeti'nin rolü savaşan ülke olmak değil, barışı sağlayan arabulucu ülke olmak şeklinde biçimlenmelidir.” ifadelerini kullandı.
Kılıç, İsrail'in bölgesel gelişmelerden siyasi kazanım elde etmeye çalıştığını savunarak, “İsrail'in bölgede atacağı her rahat adım Türkiye'yi rahatsız edecek olan bir adımdır. Böyle düşünüyoruz.” dedi.
“Sivil Siyasiler Arasındaki Diyalog Zemini Korunmalı”
Muğla'da yaşanan tartışmaya ilişkin değerlendirmelerini siyasi diyalog vurgusuyla tamamlayan Kılıç, DEM Parti yöneticilerinin Yeniden Refah Partisi'nin açıklamasını beklemeleri gerektiğini yineledi.
Kılıç, “DEM Partili arkadaşların bu gibi konularda, birçok mevzuda bizim gösterdiğimiz tolerans ve anlayışı göstermelerini ve karşı taraftan yapılacak açıklamayı beklemelerini kendilerine tavsiye ediyorum.” dedi.
Muğla İl Başkanlığının tepkisini kurumsal olarak onaylamadıklarını bir kez daha belirten Kılıç, siyasi partilerin anayasal haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini vurgularken, partiler arasındaki görüş ayrılıklarının diyalog yoluyla ele alınması gerektiğini ifade etti.
Haber: Seyfettin Düzçay
Tepkiniz Nedir?
Beğen
0
Beğenmiyorum
0
Aşk
0
Komik
0
Öfkeli
0
Üzgün
0
Vay
0